Karadenizden Balkanlara Karamanoğulları

Fatih Sultan Mehmed Han devrinde Osmanlı hâkimiyetine giren Karamanoğulları Beyliği, başta İstanbul olmak üzere Anadolu ve Rumeli’de muhtelif yerlere sürgün edildiler.

Karadenizden Balkanlara Karamanoğulları

Osmanlılar, karşılarında sürekli haçlı orduları kuran Avrupalılara karşı fethedilen yerleri ellerinde tutabilmek için 14. yüzyıldan başlayarak Balkanlar’da sistemli bir yerleşim politikası izlediler. Murat Hüdavendigâr zamanında fethedilen bölgelere, Anadolu’dan getirilen Türkmen ve Yörük (göçebe Türkmen) kitleleri, alperenler, dervişler, ahiler yerleştirildi. Sonra, dervişler, akıncıları yanında, hatta bazen ilerisinde zaviyeler kurarak sonradan gelen kitleler için tutunma ve toplanma merkezleri meydana getirdiler. Trakya’da halen köy adlarının birçoğu bu dervişlerin, fakihlerin ve yerleşen Türkmen oymakların isimlerini taşımaktadır.

Balkanlara en büyük ve en kapsamlı Türk yerleşimi Fatih Sultan Mehmet zamanında yapılmıştır. Anadolu’daki Türk Beylikleri içinde nüfus ve arazi bakımından en büyük beylik olan Karamanoğulları Beyliği (1250-1487) 2 milyon nüfusa, 25.000 süvari, 25.000 yaya ve ayrıca aşiretlerin askerlerinden oluşan büyük bir orduya sahipti. Fatih 1466 yılında ordunun başına kendisi geçerek başkent Larende’yi aldı ve Karamanoğulları’nın topraklarını Osmanlı topraklarına kattı. Sadrazam Mahmut Paşa’ya buralardaki Türkmenlerin, İstanbul ve Rumeli’ye iskan edilmeleri emrini verdi. Böylece hükümdarlığı zamanında fetihleri tamamlanan Yunanistan, Arnavutluk, Bosna-Hersek, Sırbistan, Eflak, Boğdan ve İstanbul başta olmak üzere tüm Balkanlara; Karaman, Konya, Aksaray Niğde ve Kayseri’den gönderilen Türkmen kitleleri yerleştirildi. Ayrıca Karamanoğulları ile birlikte hareket ederek Osmanlılara karşı koyan ve 1425 yılında yıkılarak Osmanlı Devletine katılan Aydınoğulları Yörükleri de aynı şekilde Balkanlar’a yerleştirildi.

Fatih Sultan Mehmet Han bu savaşçı Türkmen ve Yörükleri Balkanlar’a yerleştirerek hem Anadolu’daki topraklarını güvenceye aldı ve yeni isyanları önledi; hem de Balkanlar’ı Türkleştirerek yeni haçlı seferlerinin düzenlenmesini engellemiş oldu. Balkanlar’a yerleşen bu Türkmen ve Yörükler, bundan sonra Osmanlı Ordusunun vurucu gücü ve imparatorluğun Balkanlardaki güvencesi oldular. Balkanların fethinde bulunan ve fetihten sonra orada yerleşenlerin çocuklarına Evlad-ı Fatihan (fatihlerin evlatları) denildi.

Fatih Sultan Mehmed Han devrinde Osmanlı hâkimiyetine giren Karamanoğulları Beyliği, başta İstanbul olmak üzere Anadolu ve Rumeli’de muhtelif yerlere sürgün edildiler. Hanedan mensuplarının da dâhil olduğu sürgün yerlerinden birisi de Karadeniz bölgesiydi...

Osmanlı fetihlerinin hemen hemen hepsinde sistematik olarak uygulanan iki farklı aşamanın olduğu görülmektedir.

Osmanlılar ilk önce komşu devletler üzerinde bir çeşit siyasî himaye, ardından da mahallî hanedanları tasfiye ederek söz konusu ülkeyi idareleri altına almaya çalışmışlardır. Bunu gerçekleştirirken de hassas bir fetih yöntemi kullanmışlardır. Bu siyaset, Karamanoğulları Beyliği üzerinde de icra edilmiştir.

Yerleşmiş oldukları bölgede Moğollara ve Ermenilere karşı ciddî mücadele ve muhalefette bulunan Karamanlılar, Türkiye Selçukluları’nın ortadan kalkmasından sonra Lârende (Karaman), Konya, Aksaray, Niğde ve Afyon gibi belli başlı şehirleri hâkimiyetleri altına alarak kendileri için ciddî bir rakip olarak gördükleri Osmanlılarla, Orhan Bey devrinden itibaren uzun yıllar mücadele etmişlerdir. Tamamen siyasî hâkimiyet üzerine kurulan bu mücadeleler, Fatih Sultan Mehmed devrinde hızlanmış ve ayrı bir önem kazanmıştır.

Fatih Sultan Mehmed, yaklaşık bir asır boyunca Osmanlı Devleti’ni uğraştıran ve Anadolu’da genişlemesine ve daha büyük hedeflere ulaşmasına mani olan Karamanoğulları Beyliği’ni ilhak etmekle yetinmedi, kalıcı tedbirlere başvurdu. 1467 yılında Karamanoğulları Beyliği’ni kesin olarak ilhak eden Fatih Sultan Mehmed Han, Osmanlı’nın “devlet-i ebed-müddet” anlayışı ve iskân politikası çerçevesinde aşamalı bir şekilde başta Konya olmak üzere Lârende, Ereğli ve Aksaray’dan halkın her kesiminden birçok aileyi kararlı bir şekilde iskan ederek babası Sultan İkinci Murad’ın yarım bıraktığı uygulamayı tamamladı.

Karaman sürgünleri, 1467-1474 yılları arasında bir anda değil, dört aşamada gerçekleştirildi. Önce 1467 yılında vuku bulan seferin hemen ardından Mahmud Paşa, onun azlinden sonra yoğun bir şekilde Rum Mehmed Paşa, 1471 senesinde İshak Paşa ve son olarak da 1474 yılında Gedik Ahmed Paşa, Karaman bölgesi halkını yeni yerlerine iskân etti.

Elimizdeki bilgilere göre, Karamanlılar başta payitaht İstanbul olmak üzere; Havsa, Edirne, Selanik şehirleri ile Teselya, Tırnova, Sırbistan, Arnavutluk ve Bosna, Kıbrıs, Rodos, Midilli, Sakız, Trablusgarp ve Karadeniz bölgelerine yerleştirildiler.

Karadeniz’de
Karamanlılar

Karadeniz Bölgesi’ne de çok sayıda Karamanlı hane sürüldü. Bugün Rize, Trabzon ve Giresun’da bu izleri görmek mümkündür. Bu bölgelere gönderilen sürgünler arasında sadece Karaman halkı değil, hanedana mensup aileler de mevcuttu. Bu ailelerden hemen hepsinde atalarının İstanbul’dan geldiği malumatı vardır. Fakat, Karamanoğulları hanedanına mensup oldukları pek bilinmemektedir.

Karamanlı tarihçi Şikârî’ye göre; Küçük İbrahim ve amcası Mustafa Bey, İstanbul’da ocakta yetişirler, asker olurlar, kendilerine Rumeli’de sancak verilir. Küçük İbrahim Bey bir müddet sonra vazifesinden azledilerek Trabzon’a sürülür. Sürgün edildiğinde 30-32 yaşlarındadır.

Küçük Mustafa Bey’in nereye gönderildiği hakkında herhangi bir bilgi mevcut değildir. Bugün Giresun’da dedelerinin Karamanoğlu hanedanına mensup beylerden olduğunu ifade edenlere rastlanmaktadır ki, bu kişinin Küçük Mustafa Bey olması ihtimal dâhilindedir.

Karamanoğlu hanedanına mensup aileler; Giresun’da Karamanîzâdeler, Trabzon’da Çavuşzâdeler namıyla yaşamaktadırlar. Bunların yanında Rize’de Karaman’dan sürgün edilen birçok ailenin varlığı bilinmektedir.

Karamanoğlu İshak Bey’in Torunları

Küçük İbrahim Bey, Rumeli’den azledilip Sürmene’ye sürüldüğünde bugünkü Sürmene merkezine değil, günümüzde Arpalı olarak bilinen bölgeye yerleşmiştir. Daha sonra Çavuşlu mevkiinde konaklar yaptırmışlardır. Çavuşzâde ailesinin en eski mezarlığı da Çavuşlu’daki “Sarayın Bahçesi” denilen mevkidedir.

Küçük İbrahim Bey’in torunları, Trabzon Sürmene’ye yerleşmiş olan “Çavuşzâdeler”dir. Bugün bu hanedan ailesi yaklaşık on kadar soyisme ayrılmışlardır. Tespit edilebilen soyisimleri; Genç, Gençoğlu, Türkgenç, Soygenç, Özgenç, Seymen, Sekban, İsmailoğlu, İnanır, Sezgin, Keleş, Sürmen, Küçükali, Başaran ve Emin şeklindedir.

Sürmene’de 4-5 asırdan beri yaşayan Çavuşzâdelerin büyük annesi, ellerindeki eski aile şeceresine göre Osmanlı sultanı bir hatundur. Fakat, büyü babalarının hangi soydan geldiği ve makamının ne olduğu bilinmemektedir.

Çavuşzâdelerin Sürmene’deki torunları, soylarının Osmanlı’yla da akrabalığı olduğunu belirterek dedeleri Küçük İbrahim Bey’in, Fatih Sultan Mehmed’in yeğeni olduğunu ifade ederler. Hâlbuki belge ve kaynaklara baktığımızda Fatih Sultan Mehmed’in değil, babası Sultan İkinci Murad’ın yeğeni olduğunu görmekteyiz.

Buraya sürgün edilen Karamanoğulları hanedanı mensupları genellikle askerî hizmetlerde bulunmuşlardır. Aile ve Osmanlı Arşivi’nde bulunan belgelerle de sabit olduğu üzere hanedan mensupları Yavuz Sultan Selim Han ile Çaldıran Seferi’ne; Sultan Dördüncü Murad ile Revan Seferi’ne ve ayrıca bölgede tımar sahibi olarak Anapa Muharebeleri’ne katılmışlardır.

Küçük İbrahim Bey’in torunları, yaşadıkları muhite cami yapmayı da ihmal etmemişlerdir. 1693 tarihli bu cami ve bölgedeki mezarlar, Karadenizli Karamanoğullarının hatırasını hâlâ yaşatıyor.

Kaynaklar:

Şerafettin Güç, Karaman

Sürgünleri, Ankara 2015; Mesut, Koman,

Şikârî’nin Karamanoğulları Tarihi, Konya

1946; Hasan Basri Karadeniz, “Karaman

Sürgünleri”, Belleten, S.284, Ankara 2015,

s.73-104; Tahsin Ünal, Karamanoğulları

Tarihi, Ankara 2001.

Yedikıta Dergisi, Aralık 2017

Ersoy ERYAN

Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekmektedir.

Üye değilseniz hemen üye olun veya giriş yapın.

SIRADAKİ HABER