Estergon

Estergon şehri hem Almanya’ya doğru hareket etmek hem de Buda’nın Evliya Çelebi’nin adlandırmasıyla “Nazlı Budin”in güvenliğini sağlamak açısından vazgeçilmez bir jeo-stratejik öneme sahiptir.

Estergon

Adı Macarca Esztergom olan kale ve şehir Osmanlı kaynaklarında Ustorgon şeklinde de geçmektedir. Estergon’a ihtişam veren tabii kaynakların başında Tuna nehri gelir. Toplam uzunluğu 2857 kilometre civarında olan Tuna nehri Almanya içlerindeki Karaorman’dan doğup Viyana, Bratislava, Budapeşte, Belgrad ve Bükreş gibi başkentleri geçer ve oradan Karadeniz’e dökülmek üzere  10 ülkeyi kat eder. Bunlar sırasıyla, Almanya, Avusturya, Slovakya, Macaristan, Hırvatistan, Sırbistan, Bulgaristan, Romanya, Moldova, Ukrayna’dır. Tuna nehrinin yaklaşık 2400 kilometrelik kısmı gemilerin seyahat etmesine elverişlidir. Birçok araştırma, şiir ve hikayeye konu olan Tuna nehri boyunca yaklaşık 80 adet liman bulunmaktadır. Tuna’ya irili ufaklı 300’den fazla akarsu katılmaktadır. Tuna’nın sağ yakasında ve büyük dönemecindeki tepelik bölgede yer alan Estergon kalesi Budapeşte’ye yaklaşık 60 km mesafededir. Estergon Kalesi Tuna nehri üzerindeki müstesna görünümüyle Macaristan’ın en önemli mimari eserlerinden biridir.

Osmanlı fetihleri bir bakıma su yolları boyunca ilerlemiştir. Bu açıdan Tuna nehri Osmanlı Devleti için  topraklarını genişletmede kullandığı önemli bir su yolu idi. Tuna bir fetih rotası olduğu gibi aynı zamanda bir ticaret ve sevkiyat yolu olmuştu. Osmanlı Devleti hakim olduğu topraklarda güvenliği sağlamak için Tuna nehri boyunca karadan ve nehirden çeşitli tedbirler aldı. Tuna boyundaki stratejik noktalara palanka ve kaleler inşa etti.

Estergon’un Fethi

Estergon şehri hem Almanya’ya doğru hareket etmek hem de Buda’nın Evliya Çelebi’nin adlandırmasıyla “Nazlı Budin”in güvenliğini sağlamak açısından  vazgeçilmez bir jeo-stratejik öneme sahiptir. Bu yüzden Estergon kalesi ortaçağdan beri kilit nokta olmuştur.

Estergon şehri Macar Hükümdarı Geza tarafından X. asrın son çeyreğinde kuruldu. Zamanla gelişen kent Xl. yüzyılda başkent yapıldı. 1241-1242 yıllarındaki Moğol istilası şehrin tarihinde bir dönüm noktası oldu. Moğollar’ın saldırısından sonra başkent Buda’ya (Budin) taşındı. Estergon zamanla siyasi açıdan öneminin azalmasına rağmen,  ülkenin en önemli dini merkezi  haline geldi. Roma Katolik kilisesine bağlı bir kardinallik merkezi oldu.

Kanuni Sultan Süleyman dönemi, Osmanlı Devleti’nin Orta Avrupa’ya yöneldiği bir devir olmuştur.  1521’de Belgrad’ın alınması ve 1526 Mohaç Muharebesi’nden sonra hedef Viyana’ya çevrilmiştir. Bu bağlamda Estergon Kanuni’nin 5. Macaristan seferi ile resmen Osmanlı Devleti’ne katılmıştır. 1532 Alman seferi sırasında Viyana yolundaki Göns  kalesinin fethinden sonra Estergon kalesinin Osmanlı’ya geçmesiyle Viyana’ya başka bir istikametten ikinci bir ulaşım imkanı açılmıştır.

1529’da  Viyana’ya doğru ilerleyen Kanuni Sultan Süleyman kumandasındaki Osmanlı kuvvetleri birçok yerleşim birimi gibi Estergon’u da savaşsız olarak teslim almış, ancak geri dönerken boşaltmışlardı. Bundan sonra şehir Habsburg hanedanından Ferdinand ile Macar Kralı Janos Szapolyai arasında sürekli el değiştirdi.

Estergon’un stratejik ve manevi ehemmiyetini çok iyi bilen Osmanlı idarecileri bu kenti elde etmeye önem verdi.

Budin’in 1541’de merkeze bağlı bir eyalet haline getirilmesinden sonra Estergon’un önemi Türkler açısından daha da arttı. Nitekim 26 Temmuz 1543’te kale kuşatıldı. 7 Ağustos’ta dış  kale 8 Ağustos’ta iç kale kuşatıldı. 10 Ağustos 1543’te Osmanlı idaresi altına girdi ve Budin eyaletine bağlı bir sancak merkezi oldu.

Estergon’un Önemi

Osmanlı Devleti bu kaleyi Kanuni ile 1529 ve 1543 yılında almış 1595’te elinden çıkarmış, 1605’te tekrar almış ve 1683’te kesin olarak kaybetmiştir. Estergon Türkler açısından olduğu gibi Macarlar açısından da kıymetli bir mekandır. Her iki tarafın milli hafızasında derin bir yer edinmiştir. Macarlar açısından ilk başkent ve kutsal bir dini merkezdir. Türkler açısından ise türkülere ve marşlara konu olan önemli tarihi bir kaledir. Bunun çeşitli sebepleri vardır. Birincisi, Viyana yolu üzerindeki kilit konumudur. 1595 yılında Lala Mehmed Paşa kumandasındaki az sayıda asker kaleyi yaklaşık bir ay boyunca açlık ve susuzluk gibi çaresizliklere rağmen kahramanca savunmuş ve teslim etmek zorunda kalmıştır. Bu üzüntü tam 10 yıl sonra yine aynı kumandan tarafından kalenin tekrar ele geçirilmesiyle büyük bir sevince dönüşmüştür. Bu sevinç aynı zamanda Kanuni devrindeki parlak günlere dönülmesinin bir işareti gibi algılanmış ve gururla söylenen marşlara konu olmuştur. Öyle ki her askeri darbeden sonra Hasan Mutlucan’ın  diğer kahramanlık türküleri yanında Estergon Marşı’nı seslendirmesi apayrı bir bilinçaltını açığa vurmuştur. 1980 yılına kadar aşağı yukarı 10 yılda bir yapılan askeri darbelerin ardından çalınan söz konusu marş ile adeta darbeciler (1595-1605 Estergon’un kayıp yılları arasında olduğu gibi) 10 yıllık bir aradan sonra zaferle geri geldiklerini ima eder olmuşlardır.

“Fatih-i Estergon” Lala Mehmed Paşa

1595 yılına girilirken Lala Mehmed Paşa, Budin ve çevresindeki sınırın muhafazasıyla görevlendirildi. Muhasara altındaki Estergon Kalesi’ne yardıma gitti. Kalede çetin geçen mücadeleler esnasında 1400 atlı ile kaleye kapandı. 67 gün süren  kuşatma sırasında kaledeki askerlerin baskısı sonucu şehri anlaşma yoluyla Avusturyalılar’a teslim etti (8 Ağustos 1595).

Lala Mehmed Paşa bu mağlubiyeti hiç unutmadı ve sadrazam olduktan sonra 1604 yılı Eylül ayının ortalarından itibaren  Estergon’u 31 gün süren bir kuşatma ile almaya çalıştı. Bu ilk ciddi teşebbüsünde  başarılı olamadı ve İstanbul’a döndü.

Ertesi yıl baharla birlikte tekrar sefere çıkan Lala Mehmed Paşa yine Estergon’a yöneldi. Bölgede Estergon’un savunması bakımından önemli müstahkem kaleleri aldı.   Ciğerdelen, Vişegrad ve Tepedelen kaleleri alınınca  Estergon’un ele geçirilmesi kolaylaştı. Buna rağmen çok ciddi bir Macar direnişi oldu ve ancak 35 günlük çetin mücadelelerden sonra 3 Ekim 1605 tarihinde kaleyi teslim aldı. Böylece on yıl önce Lala Mehmed Paşa tarafından vire ile bırakılan kale yine onun komutanlık yaptığı bir sefer sonucunda vire ile geri alındı. Mehmed Paşa bu zafer üzerine “fatih-i Estergon” olarak anılmıştır.

Macaristan sınırlarının emniyeti ve Tuna’nın doğduğu Almanya tarafına yapılan akınların hareket noktası olması bakımından stratejik önemi büyük olan Estergon 1546 yılında tahkim edilirken civarına Ciğerdelen isimli bir palanka inşa edildi.

Estergon, Habsburg elçilerinin ayak bastığı ilk Osmanlı kenti idi. Bu sebeple şehirde görevli sancak beyi diplomatik açıdan da donanımlı biri idi. Devletin kudret ve azametini göstermesi için burada yapılan elçi kabul merasimleri görmeye değer törenlerdi.

Estergon’un ilk tahriri 1546’da yapıldı. Estergon yaklaşık 130 yıl Türklerin elinde kaldı. Bu zaman zarfında şehirde Müslüman Türk nüfusu ağırlıktaydı.

1683 Viyana bozgunu sırasında Ciğerdelen yakınında yapılan ve Osmanlılar’ın yenilgisiyle sonuçlanan savaştan sonra buradaki Türk hakimiyeti sona erdi. Budin’in anahtarı sayılan Estergon, 27 Ekim 1683’de Leh Kralı Jan Sobieski ve müttefikleri tarafından ele geçirildi ve kesin olarak Türk idaresinden çıktı.

1820 yılından beri tekrar kardinalin oturduğu bir yer olan Estergon’daki kilise Macaristan’ın en büyük kilisesi olma özelliğini korumaktadır.  1543’ten 1683’e kadar  aradaki 10 yıllık kesintiye rağmen yaklaşık 140 yıl  Osmanlı idaresinde kalan Estergon bugün  “Estergon Kal’ası su başı durak”  türküsü ile bilinmekte ve anılmaktadır.

Ayrıca, Estergon kalesi burçlarının hemen dibinde Tuna nehrinin kenarında yer alan 4 yüzyıllık  Öziçeli  Hacı İbrahim Camii  Osmanlı dönemini hatırlatan  bir başka eser olarak  bugün kısmen de olsa tamir edilmiş halde ve müze mahiyetinde ziyaretçilerini beklemektedir.

Kaynaklar:

Geza David, “Estergon” DİA, 1995, cilt 11, ss. 438-440.

Sadık Müfit Bilge, “Macaristan’da Osmanlı Hakimeyitinin Ve İdari Teşkilatının Kuruluşu Ve Gelişmesi”, OTAM(Ankara Üniversitesi Osmanlı Tarihi Araştırma ve Uygulama Merkezi Dergisi), 2000, sayı 11, ss.33-81.

Mahmut Ak, “Lala Mehmet Paşa”, DİA, 2003, cilt 27. ss. 71-73.

Mehmet İpçioğlu, “Kanuni Süleyman’ın Estergon (Esztergom) Seferi, 1543: Yeni bir Kaynak”, Osmanlı Araştırmaları Dergisi 10 (1990), ss.137-159.

Ersoy ERYAN

Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekmektedir.

Üye değilseniz hemen üye olun veya giriş yapın.

SIRADAKİ HABER