Çalışmanın dönüşümü

İlk insanlık tarihi kadar eski olan ve bir tür doğayı değiştirme çabası olarak da ifade edilen “çalışma” en genel anlamıyla “bir kullanım değeri olan mal veya hizmet üreten her türlü etkinlik” olarak tanımlanabilir.

Çalışmanın dönüşümü

İlk insanlık tarihi kadar eski olan ve bir tür doğayı değiştirme çabası olarak da ifade edilen “çalışma” en genel anlamıyla “bir kullanım değeri olan mal veya hizmet üreten her türlü etkinlik” olarak tanımlanabilir. Tarihsel süreçte çalışma olgusunun gelişimine bakıldığında endüstri devriminin milat olduğunu söylemek mümkündür. Endüstri öncesi dönemin ilk aşamalarında ücretli çalışmadan söz edilemeyeceği gibi çalışmaya toplumsal değerler açısından da olumlu bakılmamakta hatta aşağılanmaktadır. Bu dönemin filozofları, çalışmanın köle sınıfına özgü, aşağılık hissi veren bir kavram olduğu konusunda hemfikirdirler.

10. yüzyıla kadar olan dönemi kapsayan süreçte “aile ekonomisi ve kölelik” düzenine dayalı bir şekilde gelişim gösteren çalışma yaşamı, 10. yüzyıldan 18. yüzyılın ortalarına kadar ise genel olarak feodal toplum yapısının dinamikleri çerçevesinde şekillenmiştir. 18. yüzyılın son çeyreğinde İngiltere’de başladığı kabul edilen endüstri devrimi, sadece çalışma yaşamını değil, toplumların tüm katmanlarını etkisi altına almıştır. Makineleşme, merkezileşmeyi meydana getirmiş, merkezileşmeyle birlikte sanayilerin bulunduğu bölgelere büyük göç dalgası başlamış ve yeni yerleşim alanları ortaya çıkmıştır. Bununla birlikte, üretimin büyümesi sonucu yeni ulusal ve uluslararası pazarlar fethedilmeye başlanmış, yeni üretim ve yönetim teknikleri geliştirilmiş, kentli nüfusun artmasıyla birlikte yeni değer yargıları ve yaşam biçimleri ortaya çıkmış ve çekirdek aile yapısı yerini geleneksel aile yapısına bırakmaya başlamıştır. Sonuç olarak, endüstriyel dönemde çalışma, bir bütün olarak toplumun merkezinde cereyan eden bir faaliyete dönüşmüş, fabrikalar çalışmanın yürütüldüğü mekânlar haline gelmiştir. Bu ekonomik düzen ve sosyokültürel yaşam biçimi, 1950’lere kadar sürekli olarak güçlenerek devam etmiştir.

1950’lerden itibaren dünyada yaşanan hızlı değişim ve dönüşüm süreci ve özellikle 1980’li yıllardan itibaren teknolojinin akıl almaz bir hızla gelişmesi, endüstriyel dönemin sona erip post-endüstriyel döneme geçiş yapılmasına neden olmuştur. Dünya üzerinde büyük fabrikalara dayalı üretim, ağır sanayinin hâkimiyetindeki sermaye hareketi, giderek yerini önce hizmetlere ve daha sonra da bilgiye dayalı ekonomiye bırakmaya başlamıştır. Ülkelerin gelişmişlik düzeylerine göre farklılık göstermekle birlikte çalışma olgusu geleneksel anlamından uzaklaşmış ve yeni bir paradigmaya doğru evrilmiştir. Endüstri döneminin üretim sürecinde stratejik unsur olan mal üretimi yerini post-endüstriyel dönemde bilgiye terk etmeye başlamıştır.

Bugün gelinen noktada değişim ve dönüşüm sürecinin artarak ve daha da güçlenerek devam ettiğini söylemek yanlış olmayacaktır. Esasen değişim ve dönüşüm sürecini tetikleyen küresel gelişmeleri iki ana başlık altında ele almak mümkündür. Bunlardan birincisi, demografik ve sosyoekonomik gelişmelerdir. Peki, nedir bunlar? Gelişmekte olan ülkelerde nüfus artışı, kadınların ekonomide daha çok yer almaları, gelişmekte olan ülkelerde büyüyen orta sınıf, hızlı kentleşme, işin değişen doğası ve esnek çalışma, iklim değişikliği ve doğal kaynaklar, paylaşım ekonomisi ve kitle kaynakları, jeopolitik dalgalanmalar, uzun yaşam süreleri ve yaşlanan toplumlar, tüketici ahlakı ve gizlilik konuları bu başlık altındadır.

İkincisi ise Endüstri 4.0 gelişmeleri ve buna bağlı teknolojik ilerlemelerdir. Yani işlem yapma ve büyük veri, mobil internet ve bulut teknolojisi, nesnelerin interneti, yeni enerji malzemeleri ve teknolojileri, robotik ve insansız ulaşım, ileri düzey üretim ve üç boyutlu baskı, yapay zekâ, geliştirilmiş araçlar ve biyoteknoloji alanında meydana gelen büyük değişimlerdir. İşte tüm gelişmeler çalışmanın geçmişten günümüze ve özellikle de geleceğe olan yolculuğunu başkalaştırmıştır. Buna göre bazı meslekler kaybolmaya yüz tutmuş, bazıları önemini korumaya devam etmiş ve bazı yeni meslekler de gelecekte önemli yer tutacaklarına ilişkin emareler vermişlerdir. Aşağıdaki tablo kaybolmaya yüz tutmuş, güncelliğini koruyan ve gelecekte daha fazla ön plana çıkacak olan meslek gruplarını göstermektedir.

Geleceğin mesleklerinde odaklanılması gereken husus, bu meslekleri icra etmek için sahip olunması gereken temel yetkinliklerin neler olacağıdır. Dünya Ekonomik Forumu 2022 yılında iş dünyasının talep edeceği yani çalışanlarında arayacağı yetkinlikleri; analitik ve inovatif düşünme, etkin öğrenme stratejilerine sahip olma, özgünlük ve girişkenlik, yeni teknolojileri dizayn etme ve programlama yeteneği, eleştirel düşünme ve analiz yeteneği, kompleks problemleri çözme becerisi, liderlik ve sosyal nüfuz, duygusal zeka, muhakeme, problem çözme ve hızlı kavrama yeteneği ile sistem analizi değerlendirmesi olarak belirtmiştir.

Şüphesiz ki, çalışma yaşamında gerçekleşen bu dönüşümün etkileri ülkeden ülkeye farklılık göstermektedir. Türkiye’nin bu dönüşümün neresinde olduğu ve Türkiye işgücü piyasasının yapısal özelliklerinin nasıl bir seyir gösterdiği detaylı bir şekilde analiz edilmeli ve bir başka yazının konusu olmalıdır. Ancak şu söylenmelidir ki, Türkiye işgücü piyasası 2000’lı yıllarla birlikte hizmetler sektöründe önemli gelişmeler gösteren ve bilginin tüketiminden çok üretimine yönelik hamleler yapan bir ülke konumuna erişmiştir. Bu kapsamda önümüzdeki yıllarda Türkiye’nin bilgi üretiminde dünyanın en rekabetçi ülkeler seviyesine gelmesi için yapısal reformlar bir bir hayata geçirilmeli ve özellikle eğitim sistemi üzerinde atılacak adımlar iş dünyasının gereklilikleri göz önünde bulundurularak yapılandırılmalıdır.    

Kaybolmaya Yüz Tutan
Meslekler

Veri Giriş Elemanları

Muhasebe, Ön Muhasebe ve Maaş Bordo Elemanları

İdari ve Yönetici Sekreterler

Müşteri Hizmetleri
Çalışanları

Ticari Hizmetler ve İdari Yöneticiler

Muhasebeciler ve Denetçiler

Evrak & Malzeme Kaydı ve Stok Tutma Elemanları

Genel Müdürler ve Operasyon Müdürleri

Posta Hizmetleri Çalışanları

Mali Analistler

Yazar Kasa ve Fişten
Sorumlu Personel

Mekanik ve Makin
 Tamircileri

Tele Pazarlamacılar

Elektronik ve Tele İletişim Kurulumcuları

Banka Memurları

Otomobil, Kamyonet ve Motosiklet Sürücüleri

Alım & Satım Ajansı ve Acentaları

Kapıdan Kapıya Satış Çalışanları, Gazete Satıcıları ve Sokak Satıcıları

İstatistiksel Araştırma, Maliyet ve Sigorta Çalışanları

Avukatlar

Önemini Koruyan
Meslekler

Yönetim Müdürleri ve Baş Yöneticiler

Genel Müdürler ve
Operasyon Müdürleri

Yazılım ve Uygulama Geliştiricileri ve Analistleri

Satış ve Pazarlama
Uzmanları

Satış Temsilcileri, Toptan Satış ve Üretim, Teknik ve Bilimsel Ürünler

İnsan Kaynakları Uzmanları

Finans ve Yatırım
Danışmanları

Veri Tabanı ve Network Uzmanları

Tedarik Zinciri ve Lojistik Uzmanları

Risk Yönetimi Uzmanları

Bilgi Güvenliği Analistleri

İdare ve Organizasyon
Analistleri

Elektroteknoloji
Mühendisleri

Organizasyonel Gelişim Uzmanları

Kimyasal Prosese Tasarımı İşletmecileri

Üniversite ve Yüksek
Öğretim Üyeleri

Uyum Görevlileri

Enerji ve Petrol
Mühendisleri

Robotik Uzmanları ve
Mühendisleri

Petrol ve Doğal Gaz Arıtma Tesisi İşletmecileri

Geleceğin Meslekleri

Veri Analistleri ve Veri Bilimcileri

Yapay Zeka ve Makine
Öğrenimi Uzmanları

Genel Müdürler ve
Operasyon Müdürleri

Büyük Veri Uzmanları

Dijital Dönüşüm Uzmanları

Satış ve Pazarlama
Profesyonelleri

Yeni Teknoloji Uzmanları

Bilgi Teknolojileri Servisleri

Proses Denetim Uzmanları 

İnovasyon Profesyonelleri

Bilgi Güvenlik Analistleri

E-Ticaret ve Sosyal Medya Uzmanları

Kullanıcı Deneyimi ve İnsan-Makine Etkileşimi Tasarımcıları

Eğitim ve Geliştirme
Uzmanları

Robotik Uzmanları ve
Mühendisleri

İnsan ve Kültür Uzmanları

Müşteri Bilgi ve Müşteri Hizmetleri Çalışanları

Servis ve Çözüm
Tasarımcıları

Dijital Pazarlama ve Strateji Uzmanları

Ersoy ERYAN

Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekmektedir.

Üye değilseniz hemen üye olun veya giriş yapın.

SIRADAKİ HABER