Boğazın Son Muhafızı: Çamlıca Camii

Cumhuriyet tarihinin bu önemli projesinin hikayesini İstanbul Cami ve Eğitim Kültür Hizmet Birimleri Yaptırma ve Yaşatma Derneği Başkanı İnşaat Mühendisi Ergin KÜLÜNK ile konuştuk.

Bu proje bir bağış projesi. Türkiye’de yaşayan insanlarımızın bireysel ve kurumsal bağışlarıyla bu projeyi yapıyoruz. Hazine arsayı ve imar planlarını hazırladı. Bunun üzerine gerekli izinleri alarak ve vatandaşlarımızın yapmış olduğu bağışlarla projemizi bitirmeye gayret ediyoruz.

Hikayemiz 29 Mayıs 2012 tarihinde Sayın Cumhurbaşkanımızın Başbakanlık döneminde Çengelköy Kandilli Geleneksel El Sanatları Merkezinin açılış merasiminde; “Çamlıca’ya da büyük bir cami yapacağız” cümlesi ile başladı. Ondan biraz daha evveliyatı da var tabii.  Biz dernek olarak hızlı bir şekilde gerekli izinleri alarak bir yarışma hazırladık, bir jüri tespit ettik. Yarışmamıza tamamen Türkiye’deki mimarların katılması şartını koyduk. 62 Eser yarışmaya katıldı. Jürimiz bu 62 eserden eleyerek bize bazı eserler önerdi ve biz de bu önerilen eserler içerisinde şu anda gördüğünüz projeyi yapmaya karar aldık. Dernek yönetimi olarak alınan kararla 29 Mart 2013 tarihinde hafriyat çalışmasına başladık. 6 Ağustos 2013 tarihinde temel atma merasimini yaptık ve yaklaşık 60 küsür aydır yani 5 yıldır yoğun bir şekilde çalışarak günlük ortalama; 300, 400, 500, 600’a kadar varan insan sayısı ile çalışarak inşaatımızı tamamlama aşamasına getirdik.

Bu proje 2 hanım mimarımızın çizmiş olduğu konsept projeden hareketle ve 10’a yakın mimar arkadaşımız bir koordinatör mimar yönetiminde son halini aldı. Şu anda da 50’ye yakın bir teknik ekiple bu projeyi yönetiyoruz. Projemizi tamamlama aşamasına geldik. Şu anda camimizin içine halı seriyoruz ve halı serilmesinden sonra da kapılarımızı kapatacağız. Çünkü içeride ufak tefek detay işlerimiz kalıyor.

Ayrıca çevre düzenlemesi ile uğraşıyoruz. Şunu da belirtmek gerekir; Camimizin de içinde bulunduğu bir külliyemiz var burada. Tüm yapıyı bir külliye olarak tasarladık. Burası müze, sanat galerisi, konferans salonu, kütüphane, sanat atölyeleri, toplantı salonları ve 3500 arabalı kapalı otopark ile beraber bir kompleks, bir külliye olarak tasarlandı.

Çalışmaların hepsini bitirip ki bu önümüzdeki 1-2 aylık zaman diliminde olacaktır, Sayın Cumhurbaşkanımıza; “Biz projemizin tamamını bitirdik, açılış için hazırız” talebimizi arz ederiz. Kendilerinin tensip buyuracağı bir tarihte de inşallah  açılışımızı yaparız.

İnşaatımız süresince bir çok misafir ağırladık. Darülaceze’mizin değerli Başkanı Hamza Cebeci ve değerli yönetici arkadaşlarımızı da bu projede ağırlama keyfini yaşadık. Bu vesile ile şunu da belirtmek isterim ki; Darülaceze bizim göz bebeği kurumlarımızdan biridir. Çünkü dünyada eşi olmayan kurumlardandır. 124 sene önce cennet mekan Sultan Abdülhamid Han tarafından, ağırlıklı olarak kendisinin şahsi bütçesinden paralar harcayarak kurduğu ve üç semavi dinin ibadethanelerinin bir arada olduğu bir kurum. Bugün de bu kurumun Sayın Cumhurbaşkanımızın himayelerinde sevgili Başkanı Hamza Cebeci’nin yönetiminde çok güzel işler yapıyor olması bizim için bir övünç kaynağıdır.

Yurt içinden yurt dışından gerek bireysel gerek sizler gibi heyetler halinde çokça ziyaretçimiz oluyor. Bu bizim için bir ayrıcalık. Sadece yurt dışından bilhassa Afrika’dan gelen ziyaretçilerimiz ciddi bir taleple geliyorlar. Bu caminin aynısını biz de isteriz diyorlar. Rabbim lütfetsin inşallah onlara da yapmaya gayret ederiz. Avrupa’dan çok fazla ziyaretçimiz oluyor Avrupa’da yaşayan insanımız bizim ile çok yakından ilgileniyor. Bu Sayın Cumhurbaşkanımıza duydukları muhabbetten kaynaklanan bir ilgidir. Gelirken veya giderken mutlaka bize  uğrarlar, burada hatıra fotoğrafı çektirirler öyle giderler.

6 Ağustos 2012 tarihinde temel atma merasimi yaptık. Çok hızlı bir çalışma ile bir yandan proje çalışması yapılırken bir yandan da imalat ve uygulama çalışmalarına başladık. Konusunda uzman çok değerli danışmanlarımızın yönlendirmesiyle çalışmalarımızı yapmaya gayret ettik. Sanat eseri boyutunda olan hat eserlerimiz ve süsleme çalışmalarımızla ilgili çok saygın ustalarla beraber Türkiye’nin kendini ispat etmiş çok değerli sanat adamlarının danışmanlığında projelerimizi yapmaya gayret ettik. Özellikle hat yazılarımız bir proje yazısıdır. Asla “Şu camide var bizde yazalım.” yapmadık. Önce; “Ne yazalım?” sorusunu tartıştık ve projesini yaptık. Günlerce haftalarca sürdü bu. Yazmaya karar verdikten sonra bu sefer yazıların hayata geçirilme işlemine başladık. Çok detaylı, çok hassas ve titiz bir çalışmayla yaptık ki işin uzmanı olan sanatkarlar gelip gördükleri zaman, hakkını teslim ediyorlar.

Mimari üslubu nasıl belirlediniz?

Yarışmaya çıktığımız zaman yarışma şartnamesinde klasik bir cami istediğimizi belirttik. İstedik ki Avrupa yakasındaki tarihi silueti Anadolu yakasına belirgin bir şekilde taşıyalım. Bunu da ancak bir klasik cami ile yaparız dedik. Yoksa bugün çok güzel modern camiler de tabii ki yapılıyor. Yapılmalı mı? Tabii ki yapılmalı. Özgün çalışmalar mutlaka olmalı. Sadece birbirini kopya etmemeliler birbirinin tekrarı olmamak şartıyla yapılmalıdırlar. Bir yığın özgün cami olsun tabi ama “cami” olsun. Baktığımız zaman moderni, moderniteyi görelim ama cami olduğunu da görelim.

Bu eserde Mimar Sinan’dan esintiler görebilecek miyiz?

Bir cami yapıyorsanız, camide “Bizim camiden anladığımız nedir?; Minare kubbe ve kemer” Klasik cami yapıyorsanız bir tercihte bulunacaksınız; Beylik dönemi kemeri mi, Selçuklu kemeri mi, adha önceki dönemlere ait Mısır kemeri mi, Ortadoğu kemeri mi? veya Selçuklu’dan Osmanlıya geçişten sonraki Mimar Sinan’da şekillenerek nihayi şeklini alan bizim klasik cami kemerimiz mi? Biz klasik Osmanlı tarzını benimsedik. Bunu benimsediğiniz zaman kemer çapını kubbe çapını hesaplarken Usta Sinan’ı taklit etmek zorundasınız. Takliti şu anlamda söylüyorum; onun yaptığı kemerin aynısını yapmak değil, onun matematiğini, onun kurduğu dengeyi kastediyorum. Altın oran deniyor buna. O altın oranı taktik ederseniz, zaten bütün klasik camiler birbirine benzer. Benzemeyenler ya ucubedir veya yanlış yapmışlardır. Klasik cami yapıyorsanız adı üzerinde; “klasik” ve bunlar birbirine benzer. Biz Süleymaniye, Selimiye ya da Sultanahmet’e benzemekten kıvanç duyarız. Bir kere onlar bizim. Eğer Osmanlı Mimarisine uygun bir çalışma yapacaksanız benzemek zorundasınız. Çünkü aynı matematiği kullanıyorsunuz ama farklı bir yorum getiriyorsunuz. Bizim yüksekliğimiz 72 metre, ana kubbemiz 34 metre çapında. Bu ölçüde dünyada tektir. Bizden daha büyük kubbeler var mı? Tabii ki var. Daha büyük kubbeler Türkiye’de de vardır ama 72 metre yükseklikte 34 metre çapında bir kubbe yok. Bu çok önemli bir statik çalışma gerektiriyor. İnşaatımızda 350.000 m3 iskele vardı. Düşünün; 72 m yükseklikte 34 m çapında ki kubbeyi betonarme olarak yerinde imal ettik. Yani betonarme bir kabuk yaptık. Bu imalat çok özel bir çalışmayla yapıldı.

Yine şunu söyleyeyim size; Mimar Sinan Usta Süleymaniye Cami’nin kubbesine akustik çalışmayı temin için 200 küsür tane küp yerleştirmiş. Biz bu düşünceden hareketle ana ve yardımcı kubbelerin içine 8 cm çapında ve 10 santim derinliğinde 200 küsür tane delik deldik. İçini özel bir kimyasal ile doldurduk. Bunu caminin içerisindeki akustik çalışmayı temin etmek için yaptık. Usta Sinan’ı taklit mi ettik? Sinan’ın yaptığından öykünerek biz de kubbede bir imalat yaptık. Eğer küp koysaydık taklit etmiş olacaktık. Hayır biz oradan yürüdük.

Mimar Sinan kemer’de çıkış noktamız ama onun yaptığı Süleymaniye’nin kemerini birebir yapmadık, matematiğini kullandık.

Şu an inşaat hangi aşamada?

Şu anda halımız serilme aşamasında. Yaklaşık 17.000 m2’lik alanı kaplayacak olan halıdan bahsediyoruz. Halımız da özel bir projedir. . Bizim için özel olarak üretilmiş ve teknik açıdan da anti bakteriyel özelliğe sahip, %100 virjinya yününden mamul bir halıdır. Bunun yanında camimizin içerisinde ses sistemi, zayıf akım sistemi, yüksek akım sistemi, ısıtma, havalandırma gibi çalışmaların tamamında tamamen modern teknikler kullanıldı. Büyük ölçüde akıllı bir bina yaptığımızı düşünüyoruz. Bütün sistem merkezi bir yerden kumanda edilen ve “sıfır atık” prensibine uygun bir şekilde planlandı.

Burası bir külliye dedik. 3500 m2’lik bir sanat galerimiz, 3.000 m2’lik çok özel bir kütüphanemiz,  1.100 kişilik bir konferans salonumuz var. Konferans salonumuzda  250-300 koltukluk simültane tercüme altyapısı bulunuyor. Bunun yanında değişik amaçlı toplantı salonlarımız, 3.500 araçlık kapalı otoparkımız var. 100 dönüme yakın bir alanda çevre düzenlemesi yapılıyor. Bütün bunlarla beraber insanımıza çok önemli hizmetler vereceğine inandığımız, sosyal donatı alanları ile 24 saat yaşayan bir mekan haline gelmesi için bütün altyapı çalışmalarını yaptığımıza inanıyoruz. Eksik yok mu? Tabii ki var. Yer darlığından dolayı iyi düşündüğümüz ama yapamadığımız bazı eksiklerimiz var. Eğer yer üretebilirsek, o eksikler de inşallah tamamlanacak.

Çamlıca Camii yapıldığı dönemi yansıtacak bir eser olacak mı?

Osmanlı tarihi boyunca yapılmış olan eserlerde eser sahibi dönemini yansıtmaya gayret etmiş ve başarmıştır. Selimiye’de, Süleymaniye’de, Sultanahmet’te Dolmabahçe Sarayı’nda, Yıldız Sarayı’nda görüyoruz bunu. Günü yansıtması lazım. Sayın Cumhurbaşkanımızın 2002’de başlayan siyasal iktidarının 16. senesinde bu eser ortaya çıktı. Elbette ki bu eserde, Sayın Cumhurbaşkanımızın ve ekibinin siyasal iktidarı boyunca ülkeye yaptıkları işlerin bir yansıması olduğunu çok rahatlıkla söyleyebiliriz. Çünkü konuşmamızın başında bunun bir bağış projesi olduğunu söylemiştim. İnsanımız bize bağış yapıyor, bağışlar ile biz bu projeyi yapıyoruz. Bağışlar işletmenizin kasasından çıkartılıp verilen para değildir. Kenarda sakladığınız paradan verirsiniz. İşletmeden çıkarıp verdiğiniz para belki işletmenizi zora sokabilir ama kenardaki yedek akçeler, ihtiyat akçesidir. Kenara koyduğunuzdan veriyorsunuz. Bu yüzdendir ki bu proje Türkiye’nin ekonomik olarak da gelmiş olduğu noktayı izah etmesi bakımından çok özel bir örnektir diyebiliriz.

Sayın Ergin Külünk ile röportajımız bu kadar değil tabiiki. Sayfa başında da belirttiğimiz gibi tamamını izlemek için akıllı telefonunuzdan QR kodu taratmanız yeterli.

Sayın Külünk’e kapılarını “Kapı”ya açtığı çok teşekkür ediyoruz.

Güncelleme Tarihi: 04 Ocak 2019, 15:52

Ersoy ERYAN

Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekmektedir.

Üye değilseniz hemen üye olun veya giriş yapın.

SIRADAKİ HABER