Nurten Erk Tosuner, bu hafta Pimaş’ın Genel Müdürü Oktay Alptekin’in Zekeriyaköy’deki müstakil villasına konuk oldu. Bir yıl önce Levent’te 44 daireli apartmandan Zekeriyaköy’deki müstakil villaya taşındığını kaydeden Alptekin, "Böyle bir ev benim için özeldi. Artık emekliye ayrıldığımda İstanbul’u terketme hayalleri kurmama gerek kalmadı" diye konuşuyor.
PVC kapı-pencere sektörüne adını veren Pimapen markalı ürünlerin üreticisi Pimaş’ın Genel Müdürü Oktay Alptekin, bir yıl önce Levent’te 44 daireli apartmandan Zekeriyaköy’deki müstakil villaya taşınmış. Oktay Bey ve eşi Gülenaz Hanım, "Oğlumuz Ozan doğanın kucağında büyüsün istedik. Bu yüzden Levent’teki apartmandan çıkıp bir yıl önce Zekeriyaköy’deki evimize taşındık" diyorlar. Astronomiye ilgi duyan Oktay Bey, yeni evlerinde şehir ışıklarından uzak geceleri teleskopla yıldızları daha rahat izleyebilmesinin de yeni evinin önemli artılarından biri olduğunu söylüyor.
DOĞAYLA İÇİÇEYİZ
Eşi Gülenaz Hanım’ın ve 5 yaşındaki oğlu Ozan’ın da kendisi gibi doğaya meraklı olduğunu vurgulayan Oktay Bey, "Böyle bir ev benim için bir özeldi. Artık emekliye ayrıldığımda İstanbul’u terketme hayalleri kurmama gerek kalmadı" diyor. Oktay Bey, apartmandan müstakil yaşama geçişlerinin öyküsünü şöyle anlatıyor:
"Ailece doğaya meraklıyız, çok seviyoruz. Ozan iki yaşındayken burayı satın aldık. Bir yıl bekledik, bir yıl da kendimize uygun bir hale getirmek için çalıştık. Bir yıldır da oturuyoruz. ’Zekeriyaköy hem İstanbul’a çok yakın, hem de çok uzak bir yer diye’ düşünüyoruz. Ozan burada bütün gün bahçede, çiçeklerle, böceklerle, hayvanlarla bir arada büyüyor. Biz buraya 44 daireli bir apartmandan taşındık. Orada Ozan’ın büyümesi için uygun bir ortam yoktu. Kendi evimizde ama 100 metrekareydi ve küçük geliyordu. Burası 220 metrekare kullanım alanına sahip ve hemen ormanın yamacında. Etrafımızda evler olmasına rağmen trafikten uzaktayız. Tam bizim aradığımız sakinlikte bir yer. Ozan’ın burada çok sağlıklı büyüyeceğini düşünüyoruz."
SİTEMİZ MAHALLE HAVASINDA
Zekeriyaköy’de site içindeki villayı daha önceden buradan ev alan arkadaşları sayesinde bulduklarını söyleyen Oktay Alptekin, sitede herkesin birbirini tanımasının önemli bir avantaj olduğunu belirterek, sözlerine şöyle devam ediyor: "Evi alırken kredi kullanmadık, içi yapılmamış olarak aldık. Sonra güvendiğimiz bir mimar arkadaşımız yaptı. Bizim ihtiyaçlarımıza karşılayacak bir yapı oldu. Burası çok büyük bir yerleşim alanı olmayacak, çünkü artık boş yer kalmadı. Bölge daha fazla büyüyemez. Sitede 30 aile daha var. Herkes birbirini tanıyor. Ozan bu ailelerin çocuklarıyla birlikte oynuyor. Biz de burada komşuluğu, eski mahalle havasını yakaladık. Havanın iyi olduğu günlerde bahçelerimizde sık sık biraraya geliyoruz. Çok güzel bir dostluk var bu sitede. Burada yılın altı ayını bahçede geçiriyoruz. Burası İstanbul’a göre rüzgarlı ve serin oluyor. Klima kullanmıyoruz. Nisan’la birlikte kuş sesleri duyulmaya başlar."
YOLA ALIŞKINIZ
Oktay Alptekin, hergün Çayırova’daki fabrikaya Zekeriyaköy’den gidip geliyor. Ancak yol konusunda bir şikayeti yok. "Yola alışkınım" diyen Oktay Bey, şöyle konuşuyor: "Buraya taşınmadan önce de yakınlardaki Gümüşdere’ye çok sık gelirdik, orada çiçek yetiştirirdik. Orası yazlık gibiydi. Köyün kuyusundan su alırdık, ısıtma yeterli değildi. Ama yaz aylarında sık sık gidip geldiğimiz için buraya taşınınca yol gözümüzde büyümedi. Yola alışkınız. Ben hergün Çayırova’ya 1.5 saatte gidip, 1.5 saatte dönüyorum ama alıştım. Anadolu Yakası’na bir türlü alışamadığım için yola rağmen Avrupa Yakası’ndan taşınmayı hiç düşünmedik. Eşim Levent’te otururken çalışıyordu, ama buraya geçince ayrıldı. Şu anda sitenin yöneticisi. Hayatından memnun."
Sorun çıkarmayacağına inandıktan sonra aldık
Müstakil bir evde yaşamalarına rağmen çok fazla zorluk çekmediklerini söyleyen Oktay Alptekin, "Evle ve çevreyle ilgili sorunları siteodeki 30 kişiyle paylaşıyoruz. Site içinde olmanın avantajını yaşıyoruz" diyor. Oktay Bey, şöyle konuşuyor: "Teknik bir insan olduğum için binanın ve sitenin sorun çıkartmayacaına emin olduktan sonra evi satın aldım. İzolasyonu, altyapısı, doğalgaz, elektrik tesisatı, toprak kayması gibi birçok soruna karşı bize yıllarca zorluk çıkarmayacağını düşündük."
Babalığı yoğun yaşıyorum
Evde olduğu zamanın büyük bölümünü anaokuluna giden oğlu Ozan’la geçiren Oktay Bey, bu arada babalık eğitimi de alıyor. "Ozan’la oynamayı ve ona kitap okumayı çok seviyorum. İleri yaşta baba olduğum için bu zevki çok yoğun yaşıyorum" diyen Oktay Bey, şunları söylüyor: "Ozan, Işık Lisesi anaokuluna gidiyor. Ben de orada diğer babalarla birlikte babalık eğitimi alıyorum. Çocuğumuzla iletişim kurmayı, ona nasıl davranmamız gerektiğini öğreniyoruz. Sonra da bunları uyguluyoruz. Bitince sertifikalarımızı çocuklarımız verecek."
Oğlumla çiçek tohumu ekiyoruz
Oğlu Ozan doğmadan önce kendi yetiştirdiği çiçeklerin tek tek fotoğraflarını çekerek arşivlediğini söyleyen Oktay Bey, artık bu hobisine oğlunu da dahil etmeye başlamış. Oğlu Ozan’a çiçek tohumları alarak dikmesini öğreten Oktay Bey, şunları söylüyor: "Tek yıllık yaz çiçekleri yetiştiriyorum. Her yıl sıfırdan başlıyorum. Tohumlarını ekiyorum, filizleniyor, fideleniyor sonra da bahçeye dikiyorum. Şimdi aynı şeyi oğlumla birlikte yapıyoruz. Çiçek tohumu dikmesini ona da öğretiyorum. Birlikte herün büyümesini izleyeceğiz, fotoğraflarını da çekeceğiz. Çiçekleri çok iyi tanıyorum ve oğluma da tanıtacağım."
Teleskopla uzayı izliyorum
Teleskop merakının 1995 yılında başladığını söyleyen Oktay Alptekin, bu konuda da şunları söylüyor: "Teleskop satın aldıktan sonra uzayla ilgili daha çok yayın okumaya başladım. Bu konuda bir çok kitabım var. Bilgisayar programlarım var. Son on yıldır uzayla yoğun bir şekilde ilgileniyorum. Dünyadaki ve uzaydaki gelişmeleri yakından izliyorum. Bilim kurgu kitapları okuyorum. Ozan’a da teleskop kullanmayı öğretmeye başladım."
Hamsili pilavı iyi yaparım
"Mutfağa her zaman girerim" diyen Oktay Bey, oldukça güzel ve hızlı yemek pişirdiğini söylüyor. Özellikle balık türü yemeklerde çok iyi olduğunu belirtiyor ama klasik Türk yemeklerini de iyi yaptığını söylemeden geçemiyor: "Hamsili pilav, buğulama çeşitlerini çok iyi yaparım. Fırın kebap, örgülü patlıcan, iç pilav, biber dolma, zeytinyağlı yaprak sarma, sebzeli yufka böreği bile yaparım. Bir çok arkadaşıma ayva tatlısı yapmayı öğrettim. Çin mutfağını da severim."
kaynak:hürriyet