Nurten Erk Tosuner, bu hafta Hidrotam Makina Sanayi’nin Genel Müdürü Ayşan Dalkılıç’ın Şile’nin Reşadiye Köyü’ndeki evine konuk oldu. Dalkılıç Ailesi, Bostancı’da bir apartman dairesinde otururken, Sarıgazi’deki işyerlerine gidip gelmekte zorlanınca çareyi, 14 yıldır yazlık olarak kullandıkları orman evine yerleşmekte bulmuş. Ayşan Hanım, "Artık eskisi gibi işime gitmek için 2-2.5 saat harcamıyorum. 15 dakikada işimize ulaşıyoruz" diyor.
İki yıl önce İstanbul Ticaret Odası’nın (İTO)Başarılı KOBİ Yarışması’nda ’Kadın Girişimcilik’ kategorisinde birincilik ödülü alan Hidrotam Makina Sanayi’nin kurucusu ve Genel Müdürü Ayşan Dalkılıç, 9 ay önce Şile Yolu üzerindeki Reşadiye Köyü’ne yerleşmiş. 15 yıl Bostancı’da bir apartman dairesinde oturan Ayşan Hanım ve eşi Fehmi Bey, Sarıgazi’deki işyerlerine gidip gelmekte zorlanınca çareyi 14 yıldır yazlık olarak kullandıkları orman evine yerleşmekte bulmuş. Ayşan Hanım, "Artık eskisi gibi işime gitmek için 2-2.5 saat harcamıyorum. 15 dakikada işimize ulaşıyoruz" diyor.
Ayşan Dalkılıç, 20 yıl Arçelik’te çalışmış. Emekli olduktan sonra 1994 yılında Hidrotam Makina’yı kurmuş. Emekli ikramiyesinin üzerine eşiyle birlikte bütün birikimlerini koyarak makina üretmek için gereken aletleri almış. Kartal Oto Sanayi Sitesi’ndeki 50 metrekarelik atölyede üretime başlamış. Dört yıl sonra Fehmi Dalkılıç da emekliye ayrılarak eşinin yanında yerini almış.
ÖNÜNDEN RİVA DERESİ AKIYOR
Hidrotam Makina, bugün büyük sanayicilerin üretimde ihtiyacı olan makinaları geliştiriyor ve üretiyor. Emekliye ayrıldıktan sonra dinleneceğine kendi işini kurup daha stresli bir çalışma ortamının içine giren Dalkılıç Ailesi, sonunda şehirden kaçarak hayatlarını kolaylaştırmışlar. Reşadiye Köyü’nde sakinliği yakalamakla kalmamış, trafik sorununu da kısmen çözmüşler.
Reşadiye Köyü, Şile’ye giderken orman içinde şirin bir yer. Hem şehirden çok kopuk, hem de şehir merkezine sadece 15-20 dakika uzaklıkta. Dalkılıç Ailesi’nin evi ormanın içinde, 15 dönüm arazi üzerine kurulan üç katlı, 10 evden biri... Sitenin önünden Riva Deresi akıyor, bütün aileler kendi yiyeceklerini kendi bahçelerinden topluyor. Sitedeki kimse sebzeye, meyveye para vermiyor.
EVİ YAVAŞ YAVAŞ YAPTIK
Doğma büyüme Bostancı’da yaşadığını söyleyen Ayşan Hanım, Reşadiye Köyü’ndeki evin öyküsünü şöyle anlatıyor: "Bu evi 14 yıldır yaz aylarında haftasonlarında kullanıyorduk. Arsasını Arçelik’te çalıştığımız dönemde almıştık. Her ay evin bir eksiğini tamamlayarak üç yılda bitirdik. Malzemeleri ’en ucuz nereden alabiliriz’ diye araştırdık ve oldukça hesaplı bir şekilde mal ettik. Evi tamamladıktan sonra da her haftasonu gelmeye başladık. Son dönemlerde hem Bostancı’dan Sarıgazi’ye ulaşmak 2.5 saati bulmaya başladı, hem de iki evi birden idare etmemiz maddi-manevi giderek zorlaştı. Ben de bir gün aniden Bostancı’daki evi Reşadiye’ye taşıdım. Eşim de kızım da bilmiyordu ve çok şaşırdılar. Ama artık herkes hayatından memnun. Kızım ve damadım da buraya 15 dakika uzakta oturuyor."
SEBZE-MEYVEYE PARA VERMİYORUZ
"Bahçeli bir evde büyüdüm, evlendikten sonra apartmana taşınmıştık" diyen Ayşan Hanım, sözlerini şöyle sürdürüyor: "Eşimin de benim de içimizde hep bir bahçe özlemi vardı. Arçelik’te çalışırken 10 kişi burayı arsa olarak ileriyi düşünerek aldık. Tabii sadece hayal etmekle olmuyor, çalışmak da gerekiyor. Biz çok çalıştık, evi yaparken de en büyüğüne ve pahalısına kaçmadık. Hep hesaplı adım attık. Bu sayede artık kendi bahçemizde yetiştirdiğimiz ürünleri kullanıyoruz. O kadar bereketli topraklar ki, özellikle sebzeye hiç para vermiyoruz. Domatesimizi de biberimizi de patatesimizi de kendimiz yetiştiriyoruz. Ayrıca burası orman içinde, doğası, havası çok güzel, temiz. İstanbul’la aramızda bazen 8-10 derece ısı farkı oluyor. Bazen yaz aylarında akşamları şömine bile yaktığımız oluyor. Burada hem eğleniyor, hem dinleniyoruz. Haftasonları dostlarımızı ağırlıyoruz. Bir süre önce Sivas Kangal cinsi köpeğimizin 8 yavrusu oldu. Bugünlerde onları büyütmeye uğraşıyoruz."
Arçelik’ten emekli oldu, kendi fabrikasını kurdu
Ayşan ve Fehmi Dalkılıç, Hidrotam Makina ile 1994’den beri sanayicilerin üretimde kullandığı makinaları imal ediyor. 20 yıl Arçelik’te makine teknikeri olarak çalışan Ayşan Dalkılıç, "Emekli olduktan sonra pastane açmak istedim, ama bildiğim iş değildi. Bildiğim işi yapmaya karar verdim. Öteki dünyada çok dinleneceğiz deyip, tüm paramı bu işe yatırdım" diyor. Kartal Oto Sanayi Sitesi’nde Hidrotam Makina’yı kurmuş. Bir torna, bir frezeyle 50 metrekarelik atölyede tek başına özel makine imalatına başlamış. Bugün 3 bin metrekare alanda, yılda 1 milyon Euro’luk makine üreterek, 30 kişiye iş imkanı sağlıyor. Bugün Arçelik, Bosch ve Vestel’in buzdolaplarını Dalkılıç’ın makineleri yapıyor.
Likörü de reçeli de evde kendim yaparım
Ayşan Hanım’ın hobileri, merakları, maharetleri o kadar çok ki... Örneğin sofraya koyduğu tüm reçelleri vişnesinden çileğine, portakalından şeftalisine kendisi yapıyor. En severek yaptığı işlerden biri de vişne likörü... Evde yaptığı vişne likörlerini şişeleyerek saklayan Ayşan Hanım, bunları hem misafiliğe giderken hediye götürüyor, hem de evine gelen konuklara büyük bir keyifle ikram ediyor. Kızı Berrak Dalkılıç, "Ev antika dolu ama annem antika toplamaz. Annemin herşeyi biriktirme alışkanlığı var, hiçbir şeyi atamaz" diyerek, annesinin en önemli özelliklerinden birini dile getiriyor.
Bana ders verebilecek kitapları okuyorum
Kitap okumayı da çok sevdiğini söyleyen Ayşan Dalkılıç, her akşam kısa da olsa mutlaka okumaya zaman ayırıyor. Öncelikle sektörüyle ilgili kitapları okuduğunu belirten Ayşan Hanım, "Sabancı ve Koç’un hayatı gibi bana ders verebilecek kitapları seviyorum. Genelde aynı anda birden fazla kitap okurum" diyor.
Kızımın nikah şekerlerini tek tek kendim yaptım
Ayşan ve Fehmi Dalkılıç’ın kızı Berrak, Yeditepe Üniversitesi’nde iletişim okuduktan sonra, Amerika’da master yapmış. Ardından Berrak Dalkılıç Çekin de Hidrotam’da çalışmaya başlamış. El işine karşı büyük bir becerisi ve ilgisi olan Ayşan Hanım, kızı Berrak’ın nikah davetiyelerini tek tek kendi eliyle hazırlamış. Yetinmemiş, düğün yemeğinde kullanılmak üzere bonculardan peçetelikleri de tek tek kendisi yapmış.
Takı yaparak kafamı dağıtıyorum
Ayşan Dalkılıç, ev kadınlığını ve ev işlerini de çok seven bir iş kadını... Haftada bir gün genel temizliğe gelen biri var. Ama onun dışında yoğun çalışma temposuna rağmen tüm hafta evinin işlerini kendisi yürütüyor. Fabrikada bir sorun olmadıkça eve akşam 18.30 gibi geliyor. Yemeklerini kendisi pişirmeyi tercih ediyor. Ailece yenen yemek sonrasında ise kafasını dağıtmak ve stres atmak için boncuklarla takılar yapıyor. Ayşan Hanım, "İncik boncuklarla uğraşmak bana çok iyi geliyor. Ayrıca sevdiğim insanlara da kendi yaptığım takıları hediye ediyorum, onları da mutlu ediyorum" diyor. "Ne kadar yoğun olursam olayım hobilerime mutlaka zaman bulurum" diyen Ayşan Dalkılıç, Arçelik’ten emekliye ayrıldıktan sonra Hidrotam’ı kurana kadar boşa zaman geçirmemiş. Bir yandan şirket kurma üzerine yoğunlaşırken, diğer yandan bir yıl dikiş-nakış kursuna gitmiş. Dikiş-nakış kursundaki başarısından dolayı Singer kendisine 100 yıllık bir dikiş makinesi hediye etmiş. Ayşan Hanım, evinde kullandığı bütün el işi dantelleri, masa örtülerini, işlemeli örtülerin hepsini kendisi yapmış.
kaynak:hürriyet