“Sektörün çözüm bekleyen birçok sorunu bulunmaktadır. Bunların başında, polipropilen ve akrilik fiyatlarının petro-kimya ürünlerine endeksli olmasıdır. Dolayısıyla petrol fiyatlarındaki artışlar direkt olarak üretim maliyetlerine yansıyarak artmasına sebep olmakta, bu durum ise, hem üreticileri maliyet sapmalarının hesaplanmasında zorlamakta hem de istikrarlı bir maliyet profilini yakalamayı zorlaştırmaktadır.”
Bilindiği gibi 1995 yılında yapılan Gümrük Birliği Antlaşması’ndan sonra Türkiye’deki makine halısı sektörü büyük bir sıçrama yaşamış, önemli gelişmeler kaydetmiştir. Bu süreçte Türk makine halı sektörü, lider ülkeler konumuna ulaşmıştır. Bugün hali hazırda, sadece Gaziantep’te kurulu durumda bulunan yaklaşık 500 civarındaki son teknoloji bilgisayarlı tezgahın yanısıra, yine 500 civarında eski teknoloji mekikli makine, günde üç vardiya yıl boyunca üretim yaparak Türk makine halı sektörünün mevcut üretiminin %80’ini karşılamaktadır. Ayrıca Kayseri ve İstanbul’da da geri kalan üretim aynı koşullarda devam etmektedir. Dahası sektör, önemli bir başarıyı da sadece kendine ait bir fuar organizasyonu yaparak gerçekleştirmiştir. 2000 yılından bu yana gerçekleşen Eurasia Floor fuarı hem sektörü biraraya getiren önemli bir etkinlik olmuş, hem de yurtdışı katılımlarıyla pazar çeşitliliğini artırarak fuara katılan küçük ölçekli firmaların ufkunu genişletmesine yardımcı olmuştur.
Sektörün temel sorunu: Maliyet
Ancak bahsettiğim tüm bu olumlu gelişmelere rağmen sektörün birçok sorunu halen çözülmeyi beklemektedir.
Bunların başında, polipropilen ve akrilik fiyatlarının petro-kimya ürünlerine endeksli olmasıdır. Dolayısıyla petrol fiyatlarındaki artışlar direkt olarak üretim maliyetlerine yansıyarak artmasına sebep olmakta, bu durum ise, hem üreticileri maliyet sapmalarının hesaplanmasında zorlamakta hem de istikrarlı bir maliyet profilini yakalamayı zorlaştırmaktadır. Öte yandan, son tüketiciye hizmet götüren sektörel KOBİ’lerin risk yönetimini de zorlaştırmaktadır. Neyse ki; geçtiğimiz yılda petrol fiyatlarında önemli bir sıçrama yaşanmaması sebebiyle, bu sorun bu yıl için bir ölçüde aşılmıştır.
Bir diğer sorun ise; ülkemizde ki enerji maliyetlerinin başta Belçika, Mısır gibi diğer rakip ülkelerdeki enerji maliyetlerinden kayda değer ölçüde yüksek olmasıdır. Bu durumda, üretim maliyetlerini artırmakta ve rekabet açısından dezavantaj yaratmaktadır.
Kurumsallaşma
Tüm bu sorunlar siyasal platformda çözülmesi gereken hususlardır. Öte yandan kurumsal platformda da çözümlenmesi gereken sorunlarda sektörü beklemektedir.
Bunların başında ise pazarlama stratejisinin eksikliği sebebiyle yurtdışı pazarlarının çeşitlenememesidir. Bu durum başlıca pazarlarımız olan Arap ve Kafkasya ülkelerinde, tıpkı yurtiçi piyasasındaki kısır rekabet ortamına benzer bir ticari ortam yaratmıştır. Dolayısıyla, belirlenen kurumsal ihracat hedeflerine ulaşmada istenilen ivme sağlanamamaktadır.
Bir diğer başlıca sorunda sektörde kurumsallaşmanın yaygın olmayışıdır. Ne büyük ölçekli nede küçük ölçekli firmalarımız, rekabet içinde olduğumuz yabancı firmaların kurumsallaşma düzeylerini yakalayamamıştır. Bu durum, sektördeki firmalarımızın büyük bir çoğunluğunun aile şirketleri olmasından kaynaklanmaktadır. Üstüne üstlük, sektördeki kalifiye olmuş ara eleman sıkıntısı da buna eklenince, şirketlerin aile şirketlerinden kurumsallaşmaya geçmesinde büyük sıkıntılar yaşanmaktadır. Bununla beraber firmalarımızdaki kurumsallaşmanın tamamlanamaması, Ar-Ge ve desen geliştirme çalışmalarını da engelleyerek üretim çeşitliliğini oldukça kısıtlamaktadır. Dolayısıyla üretim kaynaklarımız hep aynı ürün kalemlerinde yığılmakta ve heba olup gitmektedir. Bu durum ise sadece yurt içi rekabeti değil yurtdışı rekabeti de ziyadesiyle güçleştirmektedir.
Pazarlama Stratejileri
Sektöre ilişkin ağırlıklı bir sorunda pazarlama stratejilerinden biri olan bayilik sistemidir. Yurt genelinde bu sistemi uygulayan firma sayısı gereğinden azdır. Ayrıca sayısı az olan ve bayilik sistemini uygulayan üreticilerin, yurt genelinde, çevre ülkeler genelinde nitelikli ve aktif bayileri, sayısal bazda rakip ülke firmalarına göre oldukça düşük seviyededir. Dahası bu sistem, ülkemizde yeterince iyi uygulanamamaktadır ve serbest piyasa koşullarının gerektirdiği esnekliğe sahip olamadığı için kırılgan bir yapıya bürünmektedir. Sonuçta da ne üreticinin ne de bayilerin ihtiyaçlarına cevap verememektedir ve yetersiz kalmaktadır.
kaynak:dekoronlile