Bagırsak

Günümüzdeki bağırsak kelimesinin ne manaya geldiğini hepimiz biliyoruz. Acaba tarihteki bagırsak kelimesi nereden geliyordu ve nasıl olup da ‘merhametli’ kavramını ifade ediyordu? Öncelikle şunu belirtelim: Bugün kullandığımız bağırsak kelimesi Eski Türkçede bagırsuk şeklinde söyleniyordu. İki kelime birbirine çok benzemekle birlikte aralarında anlamsal bir bağ yoktur. Köken bağının olması da şüphelidir.

Merhametli anlamındaki bagırsak kelimesinin kökeni bagır kelimesinden gelmektedir. Eski Türkçenin Kök Türkçeden sonraki tarihî şivesi olan Uygur Türkçesinde kullanılmaktadır. Eski Türkçede bagır ‘ciğer’ anlamına gelen bir kelime idi. Bugünkü ‘bağır’ anlamı tarihî metinlerde görülmemekle birlikte bu anlamı da barındırdığını düşünebiliriz. Dîvânü Lugâti’t-Türk’ün yazarı Kâşgarlı Mahmûd’da er bagırsadı sözü bulunmaktadır. Anlamı ‘adamın canı ciğer istedi’ demektir. Tam çevirisi ‘adam ciğersedi’ demektir aslında, ama biz bugün ciğersemek şeklinde bir fiil kullanmadığımız için bagırsa- fiilini ‘canı ciğer çekmek/istemek’ şeklinde çevirmek durumundayız. Bagırsak kelimesinin tahlilini şöyle yapabiliriz: bagır isim tabanı, ondan sonra gelen +sa- eki isimden fiil yapma ekidir, +sa- eki susa- fiilinde olduğu gibi isimlerden kişide istek uyandıran fiiller yapar. Bu anlamda bagır+sa- fiili de ‘ciğer istemek’ manasına gelmektedir. Bagır kelimesi malûm olduğu üzere bildiğimiz ‘bağır, sine’ anlamındadır. İşte burada bir bagır+sa- fiili ile bir daha karşı karşıya gelmekteyiz. Buradaki bagırsa- da ‘bağrına almak istemek’ demektir. Bu anlamdaki fiilden +k fiilden isim yapma ekiyle isim yapınca da bagırsak kelimesini buluyoruz, ‘bağrına almak isteyen’ anlamında. Bagırsak kelimesi Uygur Türkçesinde özellikle ‘sevgili’ anlamına gelmektedir. Uygurlar döneminde yaşayan bir şair sevgilisine ‘sevgilim’ anlamında bagırsagım diye seslenmektedir.

Türkler 10. yüzyılda Karahanlılar döneminde Müslüman olunca dinin kutsal kitabı olan Kur’an’ı da Türkçeye tercüme ettiler. Peki, Türkler Arapça metni kendi dillerine nasıl çevirdiler? Tabiî ki o günkü Türkçeyi kullanarak… Elimizde Karahanlılar döneminden kalma birkaç Kur’an tercümesi vardır. Bunlardan biri de ülkemizdedir, Türk ve İslâm Eserleri Müzesinde bulunmaktadır. Müze Osmanlılar döneminde Pargalı İbrahim Paşa’nın sarayı idi. İşte bu kıymetli eserimiz bu müzede 73 numara ile kayıtlıdır.

Karahanlı Türkçesi ile çevrilmiş Kur’an metnine baktığımızda ilk olarak bismillâhirrahmânirrahîm kelimesi dikkatimizi çekiyor. Bu Arapça ibareyi biz günümüzde ‘esirgeyen ve bağışlayan Allah’ın adı ile’ şeklinde Türkçeye çeviriyoruz. Karahanlı Türkleri ise söz konusu ibareyi İdi atı birle bagırsak yarlıkagan şeklinde çevirmişler. Burada İdi ‘Tanrı, sahip’ demektir, günümüzde kullandığımız ‘sahip’ anlamındaki iye kelimesi de bu idi kelimesinden gelmektedir. Geriye kalan atı birle tahmin edeceğiniz üzere ‘adı ile’ anlamındadır. Daha sonra gelen bagırsak’ı ise burada rahmân isminin karşılığı olarak görüyoruz. En sondaki yarlıkagan da ‘acıyan’ demektir. Şu hâlde bismillâhirrahmânirrahîm ibaresini Karahanlı Türklerinin İdi atı birle bagırsak yarlıkagan, yani ‘Sevecen ve acıyan Tanrı adı ile’ şeklinde tercüme ettikleri anlaşılmaktadır.

Uygur Türkçesinde ‘sevgili’ anlamında gördüğümüz bagırsak kelimesi şimdi ‘sevecen, şefkatli’ anlamıyla karşımıza çıkmaktadır. Peki, Karahanlı Türklerinin rahmân karşılığında kullandıkları bagırsak kelimesi, anlam bakımından yerinde kullanılmış bir kelime midir? Acaba rahmân’ı tam olarak karşıladığını söyleyebilir miyiz? Burada hemen bir hadis yardımımıza yetişiyor. Peygamberimiz ashabıyla yolda giderken bir kadına rastlıyor. Kadın yavrusunu bağrına almış onu şefkatle sarmalamış oturuyor. Peygamberimiz ashabına dönüp diyor ki “Şu kadındaki evlât sevgisini görüyor musunuz?” Ashap, “evet” karşılığını veriyor. “Anne sevgisi sevgilerin en yücesidir” diyor peygamberimiz, “ama biliniz ki Allah’ın size olan sevgisi çocuğunu bağrına alan şu kadının sevgisinden de yücedir” diyerek sözünü bitiriyor. Demek ki Allah’ın bize olan sevgisi çocuğunu şefkatle bağrına alan kadının sevgisinden daha yüce olmaktadır. İşte bu anlamı da bize Eski Türkçede geçen bagırsak kelimesi veriyor.

Atalarımız rahmân’a o günkü dillerinde ne de güzel karşılık bulmuşlar. Sanki peygamberimizin sözünü duymuşlar gibi… Ben hasbelkader Eski Türkçe ile uğraşan bir insan olduğum için Eski Türkçeye çevrilmiş Kur’an tercümeleri ile de ister istemez ilgileniyorum. İşte bu yüzden rahmân karşılığında kullanılan bagırsak kelimesi ile her karşı karşıya gelişimde aklıma bu hadisteki kadın da gelir. Kadının çocuğuna olan merhametini düşündükçe Allah’ın bize olan merhametini tasavvur ederim. Bir anaya bu sevgiyi veren Allah’ın merhameti kim bilir ne yücedir?

Yorum yapabilmek için üye girişi yapmanız gerekmektedir.

Üye değilseniz hemen üye olun veya giriş yapın.